Skip to content
View in the app

A better way to browse. Learn more.

theFMU

A full-screen app on your home screen with push notifications, badges and more.

To install this app on iOS and iPadOS
  1. Tap the Share icon in Safari
  2. Scroll the menu and tap Add to Home Screen.
  3. Tap Add in the top-right corner.
To install this app on Android
  1. Tap the 3-dot menu (⋮) in the top-right corner of the browser.
  2. Tap Add to Home screen or Install app.
  3. Confirm by tapping Install.

ofs17

Kulüp Üyesi
  • Katılım

  • Son ziyaret

ofs17 tarafından gönderilen her şey

  1. ofs17, Sinyor Selim kullanıcısının şuradaki içeriğini yanıtladı: Kariyer Hikayeleri
    Konu Linki: https://www.thefmu.net/topic/118-kırklarelispor-trakyanın-gururu-olma-yolculuğu-2-sezon Olmasını İstediğiniz Yeni Başlık: Kırklarelispor | Trakya'nın Gururu Olma Yolculuğu (3. Sezon)
  2. Trakya Futbolu Derneği 25. Hafta 26. Hafta 27. Hafta 28. Hafta 29. Hafta 30. Hafta 31. Hafta 32. Hafta 33. Hafta 34. Hafta 35. Hafta 36. Hafta 37. Hafta 38. Hafta Puan Durumu 25. haftadan itibaren artık ligin boyu da, ağırlığı da başka bir yere evrildi. Ümraniye deplasmanında alınan 2–1’lik galibiyet, “biz buradayız” mesajının net bir devamıydı. Hemen ardından Antalya ve Pendik maçlarında gelen galibiyetler, özellikle iç sahadaki 4–0’lık Pendikspor maçıyla birlikte takımın özgüveninin zirveye çıktığını gösterdi. Serik deplasmanındaki yenilgi kısa bir tökezleme gibi dursa da, o maç sezonun genel hikâyesini bozan değil, aksine takımı daha da kenetleyen bir viraj oldu. İstanbulspor beraberliğiyle kaybedilmeyen puan, ardından Sivasspor karşısında gelen 6–1’lik tarihi galibiyet… O gün tribünde ve ekran başında olan herkes şunu hissetti: Bu takım şampiyonluğa yürüyor. Mart ayı itibarıyla Sarıyer, Vanspor ve Manisa deplasmanlarında alınan net galibiyetler, yarışta psikolojik üstünlüğün tamamen elimize geçtiğinin göstergesiydi. Araya giren Bolu ve Şanlıurfa yenilgileri moral bozmadı; çünkü takım ne yaptığını biliyordu. Son haftalarda Karagümrük, Iğdır ve Karacabey karşısında oynanan kontrollü ama kararlı futbol, bu sezonun tesadüf olmadığını bir kez daha kanıtladı. 38. haftada tabloya baktığımızda zirvede Kırklarelispor yazıyordu. 28 galibiyet, 103 gol, şampiyonluk ve Süper Lig bileti... Bu sadece bir lig şampiyonluğu değil. Bu, Trakya’nın Süper Lig’deki ilk temsilcisi olmanın gururu. Sezon başında koyduğumuz hedeflerden biri buydu ve bugün o hedefe ulaştık. Küçük adımlarla başlayan yolculuk, büyük bir tarih yazımıyla sonuçlandı. Şimdi artık misafir değiliz, sadece “çıkan takım” da değiliz. Trakya’nın adı Süper Lig fikstürüne yazıldı. Hikâye bitmedi, sadece bir üst sayfaya geçtik. Çeyrek Final Yarı Final Final Çeyrek finalde Kırklareli Atatürk’te ağırladığımız Konyaspor karşısında ise gruplarda verdiğimiz mesajı bir üst seviyeye taşıdık. Süper Lig temposuna alışkın, tecrübeli bir rakibe karşı sahaya yansıttığımız özgüven ve oyun gücü, 6–2’lik skorla taçlandı. Artık bu noktada kupada “sürpriz yapan” değil, rakiplerin ciddiye aldığı bir Kırklarelispor vardı. Yarı finalde deplasmanda bu kez Göztepe ile karşılaştık. Gürsel Aksel gibi zor bir atmosferde oynanan maçta 4–1’lik net galibiyet, bu hikâyenin tesadüflerle yazılmadığını bir kez daha gösterdi. İki Süper Lig ekibini eleyerek finale yükselmek, kulüp tarihine geçen bir başarıydı. Finalde rakip, turnuvanın doğal favorisi Galatasaray oldu. Kendi sahamızda oynanan finali 2–1 kaybettik; ancak sahadan boynu bükük değil, başı dik ayrıldık. Çünkü iki Süper Lig devini saf dışı bırakıp Türkiye Kupası’nı ikinci sırada tamamlamak, Kırklarelispor adına büyük bir eşikti. Sezon sonunda Süper Lig’e şampiyon olarak yükselen bu kadro, kupada da finale kadar yürüyerek yalnızca ligde değil, Türkiye futbolunun genel sahnesinde de “biz buradayız” demeyi başardı. Kupayı kaldıramadık belki ama bıraktığımız iz, kazanılan saygı ve oluşan özgüven; en az bir kupa kadar değerliydi. Ödüller Sezon Sonu İstatistikleri Sezonun sonuna geldiğimizde rakamlar, sahada yazılan hikâyeyi net biçimde doğruluyor. Bu sadece bir şampiyonluk sezonu değil; oyun, üretkenlik ve kolektif katkının zirve yaptığı bir yıl oldu. Hücum hattında sezon boyunca yükü çeken isimlerin başında Yusuf Demir geldi. 44 maçta 25 gol – 25 asist gibi olağanüstü bir çift haneli katkı, onu sadece takımın değil ligin de en belirleyici oyuncularından biri hâline getirdi. Kenardan, merkezden ya da ikinci forvet gibi oynadığı her rolde skora doğrudan etki etti. Onu Doğanay Avcı ve Kristiyan Balov ikilisi tamamladı. Doğanay, 42 maçta 31 gol – 9 asist ile ceza sahası etkinliğinin en somut karşılığı olurken; Balov ise 39 maçta 14 gol – 20 asist ile özellikle büyük maçlarda oyunun yönünü değiştiren isimlerden biri oldu. Bu üçlü, sezonun hücum kimliğinin temelini oluşturdu. Merkez ve yarı alan katkısında Ali Altınöz ve Enes Öğrüce öne çıktı. Ali, 42 maçta 14 gol – 13 asist ile box-to-box rolünü mükemmele yakın oynarken; Enes, henüz 20 yaşında olmasına rağmen 34 maçta 12 gol – 10 asist üreterek gelişim planının ne kadar doğru olduğunu gösterdi. Bu ikili, skor yükünün sadece forvetlerde olmadığını net biçimde kanıtladı. Savunma hattında ise rakamlar sessiz ama çok değerliydi. Batuhan Yılmaz ve Tyler Onyango, sezon boyunca istikrarlarıyla ön plana çıktı. Onyango’nun çok yönlülüğü, Batuhan’ın fizik gücü ve pozisyon bilgisi; takımın yüksek skorlar atarken arkayı güvenle tutabilmesini sağladı. Bek rotasyonunda Kerem Kalafat ve Emre Kaplan’ın devre arası katkısı ise sezonun ikinci yarısında dengeyi yukarı çekti. Rotasyon oyuncularının katkısı da bu sezonun ayırt edici noktalarından biri oldu. Furkan Güneş, Dinis Telehovschi, Omar Imeri ve Altuğ Taş; süre aldıkları maçlarda skor ve oyun katkısı vererek “ilk 11 – yedek” ayrımını sahada hissettirmedi. Bu geniş katkı havuzu, uzun maratonun kırılma anlarında fark yarattı. Sonuç olarak sezon; Çok sayıda oyuncunun çift haneli skor katkısı, Genç oyuncuların yüksek maç sayısı ve verimliliği, Rotasyonun kalite kaybı yaşamaması gibi istatistiklerle tamamlandı. Ve bu tablo bizi sadece 1. Lig şampiyonluğuna değil, aynı zamanda Trakya’nın Süper Lig’deki ilk temsilcisi olma noktasına taşıdı. Rakamlar yalan söylemez; bu başarı bir anlık parlamanın değil, planlı bir kadro mühendisliğinin ve sahaya yansıyan doğru oyunun sonucuydu. Şimdi bu istatistikler, geride bırakılan sezonun özeti değil; Süper Lig yolculuğunun sağlam temeli olarak tarihteki yerini aldı. Trendyol Süper Lig’e yükselmenin gururunu yaşarken, yeni bir gerçeklikle de yüzleşiyoruz. Süper Lig kriterleri nedeniyle Kırklareli Atatürk Stadı bu sezon için yeterli bulunmadı ve iç saha maçlarımızı Recep Tayyip Erdoğan Stadyumu’nda oynama kararı alındı. Bu durum bizim için bir geri adım değil, aksine Süper Lig yolculuğunun doğal bir parçası. Kendi evimizden uzakta olsak da, sahaya çıktığımız her yerde Kırklarelispor kimliğini ve Trakya’yı temsil etmeye devam edeceğiz. Kasımpaşa’da “misafir” olacağız ama hedeflerimizde ve oyunumuzda ev sahibi gibi davranacağız. Bu arada Kırklareli'de yeni bir stadyum için de hazırlıklara başlandığının duyurusu yapıldı. İngiltere’den gelen bu ilgi elbette gurur verici. Middlesbrough gibi köklü bir kulübün adınızı gündemine alması, sahada ve kulis arkasında yaptıklarımızın boşa gitmediğini gösteriyor. Ancak bu noktada altını çizmek istediğim net bir gerçek var: Benim önceliğim ve odağım Kırklarelispor. Bu kulüple çıktığımız yol henüz tamamlanmadı, hatta yeni başlıyor. 1. Lig’de kurulan yapı, Süper Lig’e taşınan vizyon ve Trakya’yı ilk kez bu seviyede temsil etmenin sorumluluğu, yarım bırakılacak bir hikâye değil. Evet, Avrupa’dan gelen teklifler değerli. Ama Kırklarelispor’la yazılan bu hikâye, benim için sadece bir kariyer adımı değil; bir proje, bir inanç ve bir yolculuk. Hedefimiz belli, işimiz bitmedi...
  3. Trakya Futbolu Derneği Devre Arası Transfer Dönemi Devre arası transfer döneminde önceliğimizi net biçimde bek rotasyonunu güçlendirmeye verdik. Sezonun ilk bölümünde bu bölgede oluşabilecek yıpranmayı, tempo düşüşünü ve sakatlık risklerini öngörerek; hem sağ hem sol bekte rekabeti artıracak, görev verildiğinde seviye düşürmeyecek iki hamle yaptık. Yaptığımız transferlerde ortak payda; oyun disiplini, fiziksel yeterlilik ve mental istikrar oldu. Profiller, sadece “yedek” tanımıyla sınırlı kalmayacak; formaya aday olabilecek, maçın gidişatına göre farklı roller üstlenebilecek oyuncular üzerinden belirlendi. Böylece teknik ekip için maç içi ve haftalık planlamalarda eli rahatlatan bir yapı kuruldu. Bu iki hamleyle birlikte savunma hattında derinlik kazanan, tempoyu maç geneline yayabilen ve özellikle fikstür sıkışıklığında kalite kaybı yaşamayan bir rotasyona ulaştık. Devre arası için hedeflenen nokta tam olarak buydu: büyük değişim değil, doğru dokunuşlar. Bekler özelinde yapılan bu takviyelerle ikinci yarıya daha dengeli ve güvenli bir kadroyla giriyoruz. Kerem sağ bekte; Emre ise sol bek stoperde alternatif olacak. 15. Hafta 16. Hafta 17. Hafta 18. Hafta 19. Hafta 20. Hafta 21. Hafta 22. Hafta 23. Hafta 24. Hafta Puan Durumu 15. haftadan itibaren ligde bambaşka bir Kırklarelispor izlemeye başladık. Karagümrük deplasmanında gelen 1-4’lük net galibiyet, hem devre arasına girerken verilen mesaj hem de “bu takım yarıştan kopmaz” cümlesinin sahadaki karşılığı oldu. Ardından içeride Şanlıurfaspor’a karşı oynanan 6-2’lik maç, hücum gücümüzün artık bir istisna değil, alışkanlık hâline geldiğini gösterdi. Iğdır ve Manisa deplasmanlarından alınan galibiyetler, takımın sadece Atatürk Stadı’nda değil, dış sahada da oyunu kabul ettirdiğini net biçimde ortaya koydu. Karacabey karşısında gelen 0-3’lük deplasman zaferi, bu periyodun en sessiz ama en kritik maçlarından biriydi. Sakaryaspor karşısındaki tek fire can sıksa da, hemen ardından Amed karşısında oynanan 7-0’lık tarihi galibiyet hem moral hem de averaj anlamında adeta sezonun kırılma anı oldu. Kayserispor ve Hatayspor maçlarında alınan sonuçlar, takımın olgunlaştığını ve farklı senaryolara uyum sağlayabildiğini gösterirken; Bandırma karşısındaki 5-1’lik skor, zirve iddiasının artık sadece puan tablosunda değil, sahadaki oyunda da karşılığı olduğunu kanıtladı. 24. hafta itibarıyla tabloya baktığımızda; 24 maçta 57 puanla liderlik koltuğunda oturan, ligin en üretken hücumlarından birine ve en dengeli savunma yapılarından birine sahip bir Kırklarelispor var. Bu süreçte alınan galibiyetler tesadüf değil; oyunun kontrolünü alan, rakibini boğan ve momentumu kaybetmeyen bir takımın doğal sonucu. 1. Hafta 2. Hafta 3. Hafta Puan Durumu Türkiye Kupası’nda grup aşamasına oldukça güçlü bir giriş yaptık ve üç maçlık seriyi hem skorlar hem de oyun anlamında domine ederek tamamladık. Düzce deplasmanında gelen 3-1’lik galibiyet, grubun daha ilk haftasında “buradayız” mesajını vermemizi sağladı. Ardından sahamızda Gençlerbirliği karşısında son dakikada gelen golle alınan 1-0’lık kritik galibiyet, takımın hem sabrını hem de maç sonunu oynama becerisini gösterdi. Grup etabının finalinde ise Pendikspor deplasmanında ortaya koyulan 9-2’lik tarihi skor, bu serinin sadece sonuç değil, güç gösterisiyle de taçlandırıldığını kanıtladı. Hücumda geniş rotasyon, tempo ve iştah dikkat çekti. Bu üç maçın sonunda puan durumuna baktığımızda; 3 maçta 3 galibiyet, 13 gol ve sadece 3 gol yiyerek grubu lider bitirdik. Süper Lig ve 1. Lig ekiplerinin yer aldığı zorlu bir grupta bu tabloyu ortaya koymak, kupaya ne kadar ciddi yaklaştığımızın net bir göstergesi oldu. Kısacası Türkiye Kupası’nda grup aşaması, hem özgüven depoladığımız hem de “bu kupada gidebildiğimiz yere kadar değil, sonuna kadar” deme cesaretini kazandığımız bir bölüm oldu. Bundan sonrası artık daha büyük sahne, daha büyük sınav. Çeyrek Final Türkiye Kupası’nda artık çeyrek final sahnesindeyiz ve yolumuz bizi evimizde, Konyaspor ile buluşturuyor. Kura kadar geçen süreçte sergilenen oyun ve alınan sonuçların ardından bu eşleşme, turnuvanın ciddiyetini bir üst seviyeye taşıyan net bir sınav niteliğinde. Maçın Kırklareli Atatürk’te oynanacak olması, kağıt üzerinde küçük ama sahada çok büyük bir avantaj. Tribünlerin dolması, atmosferin sertleşmesi ve kupanın o “tek maçlık kader” havası, bu karşılaşmayı sıradan bir çeyrek final olmaktan çıkarıyor. Rakibin form durumu ve tecrübesi ortada; ancak biz de bu noktaya tesadüfen gelmedik. Grup aşamasından itibaren ortaya konan disiplin, özgüven ve skor üretme alışkanlığı, bu maça dair inancın temelini oluşturuyor. Bu eşleşme biraz da hikâye meselesi. Büyük bir rakibe karşı, kendi sahanda, tek maç üzerinden oynanan bir çeyrek final… Türkiye Kupası’nın ruhu tam olarak burada başlıyor. Konyaspor favori olarak gösterilebilir; ama bu kupada “favori” kelimesinin kağıt üzerinde kaldığını daha önce defalarca gördük. Özetle: Zor, prestijli ve heyecanı yüksek bir 90 dakika bizi bekliyor. Evimizdeyiz, kupadayız ve söyleyecek sözümüz var. Bundan sonrası artık sahada yazılacak.
  4. Trakya Futbolu Derneği 1. Hafta 2. Hafta 3. Hafta 4. Hafta 5. Hafta 6. Hafta 7. Hafta 8. Hafta 9. Hafta 10. Hafta 11. Hafta 12. Hafta 13. Hafta 14. Hafta Puan Durumu Sezona 1. Lig gibi zorlu bir vitrine yeni çıkmış bir takım olarak başladık ama ilk 14 haftada ortaya koyduğumuz tablo, bu seviyeye çekingen ya da geçici bir durak gözüyle bakmadığımızı net biçimde gösterdi. Daha ilk haftadan Sakaryaspor galibiyetiyle verilen mesaj önemliydi; bu takım oyunu olan, ne oynadığını bilen bir yapıdaydı. Diyarbakır deplasmanından çıkarılan üç puan, Kayseri’deki dirençli beraberlik ve Hatay karşısında iç sahada gelen 4 gollü galibiyet, hem özgüveni hem de tribünle bağı hızlıca yukarı taşıdı. Zaman zaman Bandırma ve Sivas gibi zorlu deplasmanlarda puan kayıpları yaşansa da, bu düşüşler hiçbir zaman oyun krizine dönüşmedi. Aksine Ümraniye karşısında atılan 5 gol, Pendik deplasmanında son ana kadar bırakılmayan 3-3’lük mücadele ve İstanbulspor karşısında alınan net galibiyet, takımın hem hücum gücünü hem de mental direncini net biçimde ortaya koydu. Vanspor deplasmanında tek golle alınan galibiyet ve ardından Boluspor’a karşı iç sahadaki 4-1’lik skor ise istikrarın tesadüf olmadığını gösterdi. 14 hafta sonunda puan tablosuna baktığımızda, zirvenin hemen arkasında konumlanan, üst sıralara tutunmakla kalmayıp oyunu kabul ettiren bir Kırklarelispor görüyoruz. Gol yollarında üretken, skor yükünü tek bir isme bağlamayan ve maç içinde farklı senaryolara cevap verebilen bir takım kimliği oluşmuş durumda. Henüz yolun başındayız ama bu ilk 14 haftalık periyot, hedeflerin hayal değil; plan, sabır ve doğru adımların sonucu olduğunu açıkça gösteriyor. 2. Tur 3. Tur 4. Tur Türkiye Kupası’nda bu sezon özgüvenli, kontrollü ve hedefe odaklı bir yolculuk çizdik. 2.turda İzmir Çoruhlu FK deplasmanında oyunu baştan sona domine eden bir Kırklarelispor izledik. Skorun 3-0’a gelmesi sadece kalite farkını değil, rotasyon oyuncularının da sisteme ne kadar hızlı adapte olduğunu gösterdi. Kupaya “angarya” gözüyle bakmadığımızın ilk net işaretiydi. 3.turda Kütahyaspor karşısında daha sabırlı, daha dengeli bir oyun tercih edildi. Erken gelen golle maç kontrol altına alındı, risk alınmadan 2-0’lık galibiyetle tur geçildi. Bu maç, kupada gerektiğinde tempo düşürüp akıl oyununa geçebildiğimizi gösterdi. 4.tur ise mesaj niteliğindeydi. İstanbulspor deplasmanında 3-1’lik galibiyet yalnızca skor olarak değil, oyun olarak da güçlüydü. Zaman zaman lig temposunun üstüne çıkan bir mücadelede geri adım atmayan, oyunun iki yönünü de oynayan bir takım profili ortaya kondu. Bu turla birlikte Kırklarelispor’un kupadaki iddiası netleşti: sadece tur geçmek değil, her rakibe karşı sahaya ağırlığını koymak. Özetle; Türkiye Kupası’nda bu turlar, rotasyonun çalıştığını, kadro derinliğinin karşılık verdiğini ve kupanın bu sezon bizim için ciddi bir vitrin olacağını net biçimde ortaya koydu. C Grubu C Grubu’nda kağıt üstünde kalabalık, sahada ise net ve seçici bir fikstür bizi bekliyor. Altı takımlı bir grup olmasına rağmen bu aşamada yolumuz Düzcespor, Gençlerbirliği ve Pendikspor ile kesişecek. Her biri farklı oyun karakterine sahip bu üç rakip, grubun seviyesini yukarı çeken asıl eşikler konumunda. Bu grup, “temkinli geçelim” değil, oyunumuzu sahaya koyup kim olduğumuzu gösterelim grubu. Düzcespor karşısında disiplin ve ciddiyet, Gençlerbirliği karşısında tempo ve sabır, Pendikspor karşısında ise fizik güçle birlikte mental direnç belirleyici olacak. Kısacası C Grubu, Kırklarelispor’un hem derinliğini hem de olgunluğunu test edeceği; hikâyeye yeni bir sayfa açma fırsatı sunan bir sahne.
  5. Ocak ayındaki Manchester City ve Juventus maçlarında 4 gol yesek de bu aşamada bu takımlarla oynama fırsatı bulmak da bir adımdı. Önümüzdeki sezonda daha dişli bir takım halinde gelebiliriz.
  6. Trakya Futbolu Derneği Kırklarelispor macerasındaki ikinci sezonumuza başlıyoruz. Transfer dönemine girerken ana hedefimiz netti: kadroyu tazelemek, yaş ortalamasını aşağı çekmek ve gelişime açık bir yapı kurmak. Bu doğrultuda kısa vadeli çözümlerden ziyade, sahada karşılığını alabileceğimiz ve zamanla üzerine koyabilecek oyuncu profillerine yöneldik. Özellikle rekabetçi, öğrenmeye açık ve yükselen lig temposuna ayak uydurabilecek isimleri ikna edebilmek için ciddi mesai harcandı. Ortaya çıkan tablo, verilen emeğin boşa gitmediğini gösteriyor. Yapılan hamleler yalnızca 1. Lig gerçeğiyle sınırlı kalmadı; bir üst basamağın, Süper Lig’in fiziksel ve zihinsel talepleri de hesaba katılarak planlandı. Bugünü kurtaran değil, yarını inşa eden bir transfer anlayışıyla tamamlanan bu dönem, Kırklarelispor’un yol haritasında sağlam bir temel oluşturdu. Ali Altınöz Kastamonuspor’dan kadroya kattığımız, gelişime açık genç bir yetenek. Rotasyon içinde süre alarak uzun vadede değer kazanmasını hedefliyoruz. Alp Tutar'ın satın alma opsiyonunu kullanarak devam ettik. Gösterdiği istikrarla yalnızca bu sezonun değil, 1. Lig planlamamızın da güven veren parçalarından biri. Görkem Bitin de satın alma opsiyonu kullanılan bir diğer isim oldu. Hücum hattında alternatif üretme kapasitesiyle sezon içinde önemli katkı sağlayabilecek bir profil. Doğanay Avcı, Balıkesirspor ve Rizespor'da yetişmiş; Karşıyaka’daki kiralık döneminde dikkat çekmişti. Bonservisinin elinde olması transferi daha da anlamlı kıldı. Omer Imeri'nin Bodrum FK ile sözleşmesi sona ermişti. Birden fazla mevkide oynayabilmesiyle takımın esnekliğini artıracak, sessiz ama değerli bir hamle. Yusuf Demir'in transferi için ciddi emek verdik. Doğru rol ve sabırla potansiyeline yaklaşabileceğine inanıyoruz. Bonservissiz olması bu hamleyi daha da değerli kıldı. Transfer döneminin en değerli ve sürpriz hamlesiydi. Dinis Telehovschi, Benfica altyapısından yetişip serbest kalan, potansiyeli yüksek bir yatırım transferi. Zamanla katkı vermesi beklenen bir profil. Kristiyan Balov, Slavia Sofia altyapısından çıkıp genç yaşta üst lig tecrübesi yaşamış bir isim. Gelişime açık yapısıyla geleceğe dönük önemli bir hamle. Batuhan Yılmaz, Beyoğlu Yeni Çarşı’nın savunmadaki bel kemiğiydi. Bonservissiz olarak kadroya katılması, savunma hattı adına ciddi bir kazanım oldu. Tyler Onyango Everton altyapısından çıkmış, serbest durumdaydı. Uzun süren ikna sürecinin ardından kadromuza katıldı; fizik gücüyle fark yaratabilecek bir oyuncu. Enes Öğrüce, Bodrumspor’da beklediği fırsatları bulamamıştı. Bonservisiyle kadroya kattık; doğru ortamda çıkış yapabilecek genç bir potansiyel. Hazırlık Kampı Yeni sezon öncesi oynanan hazırlık maçları, skorların ötesinde takımın geldiği noktayı görmemiz açısından önemli mesajlar verdi. Süper Lig seviyesindeki Fenerbahçe karşısında alınan galibiyet, kurulan kadronun rekabet gücünü net şekilde ortaya koyarken, oyun cesareti ve reaksiyon seviyesi dikkat çekti. Benzer şekilde Kocaelispor karşısında gelen galibiyet de 1. Lig ölçeğinde doğru yolda olduğumuzu gösteren önemli bir eşik oldu. Yüksek skorlu maçlar ve zaman zaman yaşanan savunma zaafları, henüz uyum sürecinin tamamlanmadığını gösterse de; hücum üretkenliği, tempo ve fizik direnç adına olumlu sinyaller alındı. Genel tabloya bakıldığında, hazırlık döneminin temel hedefi olan oyun kimliği oluşturma ve kadroyu test etme açısından verimli bir süreç geride bırakıldı. Sezona girerken “hazır olmaktan çok doğru yolda olmak” hissi güçlü şekilde oluştu.
  7. ofs17, alpalpalp kullanıcısının şuradaki içeriğini yanıtladı: FM26 Haberler
    Bu güncellemeyi yapınca Bodrumspor kariyerindeki crash dump hatası çözüldü sanırım 😁 Şu an teste devam ediyorum.
  8. ofs17, Sinyor Selim kullanıcısının şuradaki içeriğini yanıtladı: Kariyer Hikayeleri
    Konu Linki: https://www.thefmu.net/topic/118-kırklarelispor-trakyanın-gururu-olma-yolculuğu-1-sezon Olmasını İstediğiniz Yeni Başlık: Kırklarelispor | Trakya'nın Gururu Olma Yolculuğu (2. Sezon)
  9. Trakya Futbolu Derneği 31. Hafta 32. Hafta 33. Hafta 34. Hafta Puan Durumu Sezonun son düzlüğüne girilirken tablo zaten netti; mesele “çıkar mıyız?” değil, bu ligi nasıl bitireceğimizdi. 31. haftada Adanaspor deplasmanında gelen net galibiyet, bu yürüyüşün hâlâ iştahla devam ettiğini gösterdi ve şampiyonluğu resmen ilan ettik. Ardından iç sahada 1461 Trabzon FK karşısında alınan kontrollü galibiyet evimizde şampiyonluk kutlamasını taçlandırdı. 33. haftada Muşspor karşısında oynanan maç ise sezonun özeti gibiydi. Tribünlerin dolduğu, oyunun tamamen kontrol altında tutulduğu bu karşılaşmada Kırklarelispor yalnızca kazanmadı; bu ligin neden zirvesinde olduğunu sahaya yansıttı. Goller paylaşılmış, tempo korunmuş, oyunun hiçbir anında geri adım atılmamıştı. Bu noktada takım artık rakiplerine değil, takvime karşı oynuyordu. Ligin son virajındaki Fethiye deplasmanında gelen mağlubiyet, sezonun bütününe gölge düşürmedi. Aksine, bu mağlubiyet; sezon boyunca verilen emeğin, açılan puan farkının ve kurulan oyunun ne kadar sağlam temellere dayandığını bir kez daha hatırlattı. Çünkü 34 hafta sonunda Kırklarelispor, zirvede yalnızca lider değil; açık ara liderdi. Sezon bittiğinde tablo çok şey anlatıyordu: 90’ı aşan gol sayısı, ligin en üretken hücumu, rakiplerle açılan çift haneli puan farkı ve baştan sona taşınan bir oyun kimliği. Bu bir “son anda gelen başarı” değil; planlı, sabırlı ve cesur bir sezonun doğal sonucuydu. Trakya’dan başlayan bu yolculuk, artık bir üst ligin kapısını çalmakla kalmıyor; o kapıyı hak ederek açıyor. Bu lig bitti. Hikâye ise yeni başlıyordu. Çeyrek Final Türkiye Kupası’ndaki yolculuk, çeyrek finalde Fenerbahçe karşısında sona erdi. Skor tabelası 2–0’ı gösterse de, bu maçın hikâyesi rakamların anlattığından çok daha fazlasını içeriyor. Ülker Stadyumu gibi zor bir deplasmanda, Süper Lig’in en güçlü kadrolarından birine karşı oynanan bu karşılaşmada Kırklarelispor sahaya çekinmeden, ezilmeden ve kimliğinden ödün vermeden çıktı. Maç boyunca oyunun belirli anlarında kontrol rakibe geçse de, Kırklarelispor ne savruldu ne de kendi oyun anlayışını terk etti. Pres anları, geçiş denemeleri ve savunma disiplini; bu seviyede bulunmanın bir tesadüf olmadığını net biçimde gösterdi. Özellikle maçın büyük bölümünde oyunun dengede kalması, bu kupada gelinen noktanın alın teriyle kazanıldığını bir kez daha kanıtladı. Bu nedenle bu veda bir hayal kırıklığı değil, aksine tatmin edici bir final niteliği taşıyor. 2020’de olduğu gibi yine çeyrek final sahnesinde yer almak, üstelik bu kez çok daha güçlü ve olgun bir oyunla kupaya veda etmek, Kırklarelispor adına önemli bir kazanım. Kupa defteri kapanırken geride kalan şey skor değil; bu kulübün artık büyük sahnelere yabancı olmadığı gerçeği... Şampiyonluk yalnızca puan tablosunda değil, sezon sonu istatistiklerinde de Kırklarelispor kadrosunun ne kadar dengeli ve üretken bir yapı kurduğunu net biçimde gösteriyor. Bu sezonun en dikkat çekici noktası, yükün tek bir oyuncunun omzuna binmemesi oldu; goller, asistler ve maç içi katkılar kadro geneline yayıldı. Bu da ortaya, istikrarlı ve kırılmayan bir takım profili çıkardı. Hücum hattında özellikle kanat ve iç koridor oyuncularının skora olan katkısı belirleyici oldu. Melih Okutan ve Furkan Güneş, çift haneli gol–asist katkılarıyla sezonun hücum motoru hâline gelirken; arkalarından gelen isimler de skor üretimini destekleyerek rakip savunmaların tek bir noktaya odaklanmasını engelledi. Santrfor hattında görev alan oyuncular, yalnızca golle değil, pres gücü ve alan açma rolleriyle oyunun sürekliliğini sağladı. Orta sahada genç–tecrübeli dengesi sezon boyunca korunurken, özellikle 20’li yaşlarının başındaki oyuncuların maç sayısı ve sürekliliği dikkat çekti. Bu isimler skor tabelasına büyük rakamlar yazmasa da, pas bağlantıları, koşu mesafeleri ve asist katkılarıyla oyunun omurgasını oluşturdular. Bu da şampiyonluğun yalnızca bugünü değil, geleceği de düşündüğünü gösteren bir tablo ortaya koydu. Savunma hattı ve kaleci performansı ise sezonun sessiz kahramanlarıydı. Ligin en çok gol atan takımlarından biri olunurken, maç başına yenilen gol ortalamasının düşük kalması; riskli gegenpress anlayışının doğru oyuncu profilleriyle desteklendiğini kanıtladı. Özellikle kritik anlarda yapılan kurtarışlar ve savunma katkıları, birçok maçın erken kopmasını sağladı. Sezon sonu rakamlarına bakıldığında ortaya çıkan gerçek çok net: Bu başarı bir yıldız patlaması değil, rolünü bilen bir kadronun toplam emeği. Atılan goller, yapılan asistler ve yüksek maç sayıları; Trakya’dan başlayan bu yolculuğun ne kadar sağlam temeller üzerine kurulduğunu açıkça gösteriyor. Bu istatistikler bir sezonu anlatıyor. Ama asıl mesaj, bu takımın bir üst lig için hazır olduğuna dair güçlü bir işaret veriyor.
  10. Trakya Futbolu Derneği 18. Hafta 19. Hafta 20. Hafta 21. Hafta 22. Hafta 23. Hafta 24. Hafta 25. Hafta 26. Hafta 27. Hafta 28. Hafta 29. Hafta 30. Hafta Puan Durumu İlk devrede kurulan oyun kimliği, 18. haftadan itibaren artık sonuçtan çok fark üretmeye başladı. Aksaray deplasmanında atılan beş gol ve hemen ardından Yeni Malatyaspor karşısında gelen net galibiyet, bu periyodun tonunu belirledi: Kırklarelispor artık maç kazanan değil, rakip direncini kıran bir takımdı. Özellikle hücumda tempo arttıkça skor tabelası da genişlemeye başladı. Zirve yarışındaki en yakın takipçilerin puan kayıplarıyla birlikte, Kırklarelispor’un reaksiyonu çok net oldu: frene basmak yerine gaza basmak. Isparta, Gebze, Arnavutköy, Yeni Mersin ve Soma maçlarında atılan goller yalnızca üç puan değil, rakiplere de güçlü bir mesaj niteliği taşıdı. Bu süreçte maçların büyük bölümünde skorun erken gelmesi, gegenpress oyununu daha da ölümcül hâle getirdi. Elbette her yürüyüş kusursuz olmuyor. Kahramanmaraş ve Menemen deplasmanlarında alınan beraberlikler ile Mardin’deki mağlubiyet, bu yoğun tempoda küçük hatırlatmalar gibiydi. Ancak bu puan kayıpları bile liderliği tehdit edecek bir etki yaratmadı; çünkü Kırklarelispor artık yalnızca kazanmıyor, istikrarla fark açıyordu. 30. hafta itibarıyla tablo çok net: Zirvede çift haneli puan farkı, ligin en üretken hücumlarından biri ve 80’i aşan gol sayısı. Bu noktada yarış “çıkar mıyız?” sorusundan çıkıp, “şampi ne demekti?” aşamasına evrildi. Trakya’dan başlayan bu yolculukta, Kırklarelispor artık ligin temposunu takip eden değil, temposunu ligeye kabul ettiren taraf konumunda. 1. Hafta 2. Hafta 3. Hafta Puan Durumu Grupta oynanan üç maçta, Süper Lig’den iki takım ve 1. Lig’den bir rakip karşısında sahaya çıkan Kırklarelispor, bu eşleşmeleri bir meydan okuma olarak ele aldı. İç sahada Esenler Erokspor karşısında alınan net galibiyet, grubun tonunu belirlerken; Kocaeli deplasmanındaki yüksek tempolu ve gollü maç, bu takımın korkmadan oynadığını bir kez daha gösterdi. Asıl cümle ise Samsunspor maçında kuruldu. Tribün, tempo ve kalite farkına rağmen sahada geri adım atmayan Kırklarelispor, disiplinli oyunuyla maçı kazanarak gruptaki dengeleri doğrudan etkiledi. Bu sonuçla birlikte mesele artık “puan hesabı” değil, saygı kazanma noktasına taşındı. Üç maç sonunda Süper Lig ve 1. Lig ekipleriyle oynanan bu zorlu seriden grup ikinciliği çıkaran Kırklarelispor, adını çeyrek finale yazdırırken kupanın bu aşamasında tesadüfen bulunmadığını bir kez daha kanıtladı. 2020’de yaşanan çeyrek final hikâyesinin ardından, yıllar sonra benzer bir sahnede yeniden yer almak; bu kulüp için bir tekrar değil, yarım kalmamış bir yürüyüşün devamı niteliğinde. Trakya’dan çıkan bu takım, kupada yine sessiz ama net konuşuyor. Türkiye Kupası çeyrek finalinde kura, Kırklarelispor’u bir kez daha Fenerbahçe ile eşleştirdi. Bu eşleşme, yalnızca bir Süper Lig deviyle oynanacak maç anlamına gelmiyor; kulüp hafızasında çok net bir karşılığı var. 2020’de yine bu kupada, yine bu aşamada karşı karşıya gelinen Fenerbahçe, Kırklarelispor’un Türkiye Kupası yolculuğunda tarihe geçen bir dönüm noktası olmuştu. Aradan geçen yıllar içinde kadrolar, teknik adamlar ve şartlar değişti. Ancak değişmeyen bir şey var: Kırklarelispor’un bu sahnelere yabancı olmaması. O gün “sürpriz” olarak görülen eşleşme, bugün bambaşka bir özgüvenle karşılanıyor. Kupada Süper Lig ve 1. Lig ekiplerini saf dışı bırakarak buraya gelen bu takım, artık bu seviyede bulunmayı bir istisna değil, hak edilmiş bir sonuç olarak görüyor. Bu çeyrek final, bir rövanş duygusundan çok daha fazlasını taşıyor. 2020’de yazılan hikâyeye saygı duruşu niteliğinde, ama 2026’da kendi cümlelerini kurmaya kararlı bir Kırklarelispor var sahada. Rakip yine büyük, sahne yine zor; fakat bu kez Trakya’dan gelen bu yolculuk, çekinmeden ve geri adım atmadan devam ediyor.
  11. Trakya Futbolu Derneği 1. Hafta 2. Hafta 3. Hafta 4. Hafta 5. Hafta 6. Hafta 7. Hafta 8. Hafta 9. Hafta 10. Hafta 11. Hafta 12. Hafta 13. Hafta 14. Hafta 15. Hafta 16. Hafta 17. Hafta Puan Durumu Sezona deplasmanda alınan Yeni Malatyaspor galibiyeti ile başlamak, bu hikâyenin tonunu daha ilk haftadan belirledi: Kırklarelispor bu ligden üst lige çıkış için iddialı bir aktör. İlk haftalardan itibaren gegenpress anlayışı sahaya net şekilde yansırken; önde baskı, tempolu oyun ve rakip yarı sahada kalma isteği takımın kimliği hâline geldi. Özellikle Bursa, Soma, Muş ve Malatya deplasmanlarında gelen galibiyetler, bu oyunun yalnızca iç sahaya bağlı olmadığını gösterdi. Zaman zaman puan kayıpları yaşansa da (Isparta, Arnavutköy ve Aliağa maçları), bu düşüşler bir kırılma değil, oyunun sınırlarını test etme süreci olarak kaldı. Takımın asıl gücü ise reaksiyon verme becerisinde ortaya çıktı; her puan kaybının ardından gelen net galibiyetler, mental olarak da ligin üstünde bir yapı kurulduğunu gösterdi. Hücumda farklı isimlerin skor katkısı vermesi, bu yürüyüşün bireysel performanslara değil kolektif düzene dayandığını net biçimde ortaya koydu. 17 hafta sonunda oluşan tablo, yalnızca liderliği değil; oyun gücüyle alınmış bir liderliği işaret ediyor. En çok kazanan, en az kaybeden ve zirvede fark yaratan Kırklarelispor, sezon başında çizilen “kademeli yükselme” hedefinin ilk büyük kontrol noktasını başarıyla geçmiş durumda. Bu noktadan sonra mesele zirveye çıkmak değil; orada kalabilecek olgunluğu göstermek olacak. 1. Tur 2. Tur 3. Tur 4. Tur Türkiye Kupası’na girerken hedef yalnızca tur geçmek değil, “bu takım burada neden var?” sorusuna sahada cevap vermekti. İlk iki turda daha alt seviye rakiplere karşı alınan galibiyetlerde oyun kontrolü elden bırakılmadı; rotasyonlu kadrolara rağmen disiplin ve tempo korunarak kupada ilerlemenin temeli atıldı. Bu maçlar, ligle paralel şekilde oyunun sürekliliğini sağlamak adına önemli birer prova niteliği taşıdı. Asıl kırılma ise Manisa FK karşılaşmasıyla geldi. Rakibin oyunu dengelemeye çalıştığı anlarda sabırlı kalınması ve doğru zamanda gelen goller, Kırklarelispor’un artık sadece “sürpriz kovalayan” değil, maçı yönetebilen bir kupa takımı olduğunu gösterdi. Bu tur, takımın mental olarak bir üst seviyeye çıktığının ilk net işaretiydi. Ve sahne: Süper Lig deplasmanı, Vefa Stadı. Fatih Karagümrük karşısında alınan uzatmalı galibiyet, yalnızca bir tur atlama değil; kulüp hafızasında özel bir yere yazılacak bir geceydi. 2020’de Türkiye Kupası’nda çeyrek finale uzanan o tarihi yürüyüşün hatırası, bu kez İstanbul’da yeniden canlandı. Rakip seviye farkını sahaya yansıtamazken, Kırklarelispor cesaret, pres ve inançla oyunu kendi ritmine çekti. C Grubu Türkiye Kupası’nda yol bizi C Grubu’na çıkardı. Altı takımlı bir grup olsa da fikstür gereği Kırklarelispor bu aşamada sahaya Esenler Erokspor, Kocaelispor ve Samsunspor karşısında çıkacak. Kâğıt üzerinde bakıldığında seviye farkı ve tecrübe dezavantajı net; ancak bu kupa, Kırklarelispor’un geçmişte “olmaz” denilen eşiklerde kendine yer açtığı bir arena. Erokspor karşısında denge ve disiplin, Kocaelispor ve Samsunspor karşısında ise cesaret ve kimlik sınanacak. 2020’de Süper Lig ekiplerine karşı yazılan hikâyenin ardından, bu grup yeni bir hatırlatma fırsatı sunuyor: Bu takım kupada yalnızca rakip olmak için değil, oyununu dayatmak için var. Trakya’dan gelen bu yolculukta, skor ne olursa olsun sahaya bırakılacak iz, grubun asıl hikâyesini belirleyecek.
  12. Legia hemen ensemizde olsa da belirli bir yerden sonra aradaki farkın açılacağını düşünüyorum. Devre arasında yapılacak bir iki takviye de farkın açılmasına katkı sağlayacaktır.
  13. Carlo Fumagalli efsanesinin ilk adımları yükleniyor.
  14. Başarılar hocam. Oldukça dikkat çekici bir kariyer hikayesi bizi bekliyor 🫡
  15. Trakya Futbolu Derneği Taktiksel Sistem Kırklarelispor macerama başlarken tercih ettiğim oyun anlayışı net: geri çekilmeden, beklemeden, korkmadan oynayan bir takım. Trakya’nın mücadeleci ruhunu sahaya yansıtacak, rakibe nefes aldırmayan bir gegenpress sistemi kuruyoruz. Bu kariyerde amaç yalnızca sonuç almak değil; oyun kimliği olan, ne oynadığını bilen bir takım inşa etmek. Sahaya dizildiğimizde kağıt üzerinde klasik bir 4-3-3 / 4-1-4-1 yapısı görünüyor. Ancak topu kaybettiğimiz an, dizilişler anlamsızlaşıyor; herkesin görevi tek bir noktada birleşiyor: topu en kısa sürede geri kazanmak. Önde pres yapan kanat forvetler, rakip stoperlere ilk teması yaparken; orta sahada oyun kurucu değil, oyun bozan ve yeniden başlatan oyuncular ön planda. Top bizdeyken kısa pas, dar alan ve yüksek tempo tercih ediliyor. Ama bu bir “pas yapalım” romantizmi değil; rakibi boğmak için pas yapıyoruz. Sabır var ama temposuzluk yok. Hücumda merkezden ceza sahasına girmeyi, kanatlarda ise yerden ve zamanlaması doğru ortaları hedefliyoruz. Uzak şutlar ve rastgele denemeler bu sistemde kendine yer bulamıyor. Topu kaybettiğimizde ise hikâyenin asıl kısmı başlıyor. Orta blokta bekleyen değil, öne doğru patlayan bir pres anlayışı var. Savunma çizgisi önde, takım boyu kısa ve herkesin aklında aynı refleks: “Bu top bize ait.” Risk var mı? Var. Ama bu kariyerde risk almadan Trakya’dan Süper Lig’e çıkılmayacağını biliyoruz. Bu sistemin temelinde yıldızlar değil, disiplin yatıyor. Koşan, temas eden, mücadeleden kaçmayan oyuncular bu yolculuğun ana karakterleri olacak. Kırklarelispor’u rakipler için “oynaması zor”, taraftar için ise “izlemesi gurur verici” bir takıma dönüştürmek istiyoruz. Hazırlık Kampı Sezon öncesi hazırlık sürecini sonuçtan çok oyun davranışlarını test etmeye odaklanarak geçirdik. Farklı seviye ve oyun tarzlarına sahip rakiplere karşı oynanan maçlarda, gegenpress sisteminin saha içindeki karşılığını görmek öncelikli hedefimizdi. Zaman zaman skorlar dalgalı olsa da, takımın pres isteği, tempo sürekliliği ve topu kaybettikten sonraki reaksiyonu her maçta daha belirgin hâle geldi. Özellikle fizik seviyesi yüksek rakiplere karşı oynanan maçlar, sistemin risklerini ve sınırlarını görmemizi sağladı. Savunma arkasına atılan toplarda sorunlar yaşansa da, topa sahip olma cesareti ve rakip yarı sahada kalma isteği dikkat çekiciydi. Hazırlık süreci boyunca skor baskısından uzak kalınması, oyuncuların rol ve görevleri daha rahat benimsemesine yardımcı oldu. Genel tabloya baktığımızda; takım henüz “bitmiş” değil ama ne oynamak istediğini bilen bir yapıya doğru ilerliyor. Sezon öncesi maçlar, bu oyunun lig temposunda ne kadar karşılık bulabileceğine dair net sinyaller verdi. Transfer Dönemi Transfer döneminde iki oyuncuyu kadromuza katmayı tercih ettik. Alp Tutar, özellikle hava topları, refleksleri ve birebirlerdeki güveni ile gegenpress sisteminde arkayı süpürebilecek bir kaleci profili sunuyor. Savunma çizgisinin önde kurulduğu anlarda kusursuz olmasa da, çizgi üzerindeki reaksiyonlarıyla puan kazandırabilecek bir sigorta niteliğinde. Görkem Bitin, çalışkanlığı, topsuz alan hareketleri ve bitiriciliği sayesinde pres oyununda önde ilk savunmayı yapan isimlerden biri olacak. Fiziksel dayanıklılığı ve takım oyununa yatkınlığıyla, gol atmaktan çok oyunu rakip yarı sahada tutan santrfor rolünü başarıyla üstlenebilir. Bu transfer döneminde öncelik; sistemi bilen, lige ve kulübe yabancılık çekmeyecek oyuncularla uyum süresini en aza indirmek oldu. Daha önce Kırklarelispor formasını giymiş isimlerin yeniden kadroya katılması, hem saha içi alışkanlıklar hem de kulüp kültürü açısından önemli bir avantaj sağladı. Kiralık hamlelerle kadro derinliği artırılırken, mali yapı korunarak gegenpress oyununa hemen katkı verebilecek profiller tercih edildi. Kademeli yükselme hedefi doğrultusunda satın alma opsiyonlu kiralık transferler, alt lig seviyesinde risk–ödül dengesini en doğru kurma yöntemlerinden biri olarak öne çıkıyor. Bu model, oyuncuların hem sportif uyumunu hem de sistem içindeki verimini sahada görerek kalıcı yatırım kararını verme imkânı sunuyor. Aynı zamanda bütçeyi zorlamadan rekabetçi kalmayı sağlayarak, yükseliş sürecinde esnek ve sürdürülebilir bir kadro planlaması yapılmasına olanak tanıyor. Takımdan ayrılan herhangi bir oyuncu olmadı. Kısıtlı bütçe ve sınırlı kontenjanlara rağmen, teknik ekip yapılanmasında öncelik çok yönlü katkı sağlayabilecek profiller oldu. Antrenör sayısı maksimum verim hedeflenerek doldurulurken, özellikle genel antrenörlük, kondisyon ve kalecilik alanlarında boşluk bırakmamaya özen gösterildi. Performans analizi ve veri takibi tarafında yapılan takviyeler, sahadaki gegenpress oyununu daha ölçülebilir ve geliştirilebilir hâle getirmeyi amaçladı. Transfer ve sağlık tarafında ise nicelikten çok işlevsellik ön planda tutuldu. Futbol direktörü ve baş gözlemci gibi kilit rollerin aktif tutulması, hem kısa vadeli kadro kararlarında hem de orta vadeli planlamada kulübe hareket alanı kazandırdı. Bu yapılanma, kısıtlı imkânlara rağmen Kırklarelispor’un organizasyonel olarak bir üst lig refleksi göstermesi adına atılmış önemli bir adım niteliğinde.
  16. ofs17, hardworkingo kullanıcısının şuradaki içeriğini yanıtladı: Yarım Kalan Hikayeler
    Güzel kariyer olmuştu hocam. Süper Lig'deki şampiyonluk ve güzel hikaye için tebrik ederim.
  17. ofs17, Sinyor Selim kullanıcısının şuradaki içeriğini yanıtladı: Yarım Kalan Hikayeler
    Dortmund eşleşmesinde evimizde yenilip deplasmanda berabere kalarak talihsiz bir şekilde elenmişiz. Yeni stadyuma geçmeden Şampiyonlar Ligi'nden kupa gelmeyecek sanırım...
  18. Kırklarelispor, 1968 yılında yeşil-beyaz renklerle Kırklareli’de kurulan ve Türk futbolunun alt liglerinde uzun yıllar mücadele eden köklü bir kulüptür. 1969-1970 sezonunda profesyonel liglere adım atan kulüp, zaman içinde 2. Lig, 3. Lig ve amatör ligler arasında inişli çıkışlı bir süreç yaşamıştır. 1999-2000 sezonunda 3. Lig şampiyonluğu yaşayarak yeniden 2. Lig’e yükselmiştir. 2002-2003 sezonu sonunda amatör lige düşen kulüp, bu dönemde ciddi sportif ve yapısal zorluklarla karşı karşıya kalmıştır. Buna rağmen Kırklarelispor, yerel destek ve yeniden yapılanma süreciyle amatör liglerde mücadelesini sürdürmüştür. 2010-2011 sezonunda 3. Lig’de şampiyon olup kalıcı olarak profesyonel liglerde tutunma iradesi göstermiştir. 2011 yılından bu yana 2. Lig’de mücadele eden kulüp, istikrarlı yapısıyla Trakya futbolunun önemli temsilcilerinden biri olmuştur. Türkiye Kupası’nda ise 2019-2020 sezonunda Süper Lig ekiplerini eleyerek çeyrek finale yükselmiş ve kulüp tarihinin en önemli başarılarından birine imza atmıştır. Stadımız : Kırklareli Atatürk Stadyumu Başkanımız : Volkan Can Kadromuz Hedeflerimiz Trakya’dan Süper Lig’e yükselen bir takım yaratmak: Kırklarelispor’u sürdürülebilir bir yapı ile alt liglerden Süper Lig’e taşıyarak Trakya’yı en üst seviyede temsil etmek. Kademeli tesis gelişimi: Kulübün mali yapısını zorlamadan, adım adım altyapı ve antrenman tesislerini geliştirerek profesyonel standartlara ulaştırmak. Genç oyuncu üretimi: Altyapıdan düzenli olarak A takıma oyuncu kazandırabilen, genç yetenekleri vitrine çıkaran bir kulüp kimliği oluşturmak. Türkiye Kupası’nda kendini kanıtlamak: Üst lig ekiplerine karşı rekabetçi maçlar oynayan, mümkün olduğunda tur atlayan ve kupada saygı gören bir takım hâline gelmek. Kulüp itibarı ve kimlik inşası: Sportif başarı, genç oyuncu politikası ve istikrar sayesinde Kırklarelispor’un ulusal ölçekte bilinirliğini ve itibarını artırmak. Hedefleri Gerçekleştirmeye Çalışacak Menajerimiz
  19. ofs17, Sinyor Selim kullanıcısının şuradaki içeriğini yanıtladı: Kariyer Hikayeleri
    tatile göndermeyi ve diğer kopyaları açmayı denedim, maalesef ki aynı hatayı tekrar aldım
  20. ofs17, Sinyor Selim kullanıcısının şuradaki içeriğini yanıtladı: Kariyer Hikayeleri
    📋 Kariyer Sonlandırma Talep Formu Kariyer Konusunun Linki: https://www.thefmu.net/topic/92-bodrumspor-kalenin-gölgesinde-turkuaz-yarımadanın-destanı-4-sezon Kapatma Nedeni: Teknik hata - crash dump (Oyun dosyalarını bütünleme yapmama rağmen bir gelişme olmadı.) Varsa Ekran Görüntüsü:
  21. Teşekkürler hocam, özellikle Beşiktaş maçı talihsizlik oldu. Çoğunu kendi oyuncularımızın oluşturduğu 11'e 5 yemek de yakışmadı... Üzülterek belirtmek istiyorum ki; "crash dump" hatası ile karşılaştım. Şu anda oyun dosyalarının bütünlüğünü doğrulayarak üzerine gitmeye çalışıyorum. Halledemezsem yeni bir hikaye ile tekrar başlamak durumunda kalacağım 🥹
  22. Muğla'nın Sesi Gazetesi Yusuf Sertkaya'yı Sakaryaspor'a; kıymetli bir üç puanı da Kocaelispor'a verdik 😂 Teşekkürler hocam Teşekkürler hocam, tahminimizden daha tatlı bir başlangıç yaptık. Yaptığımız başlangıç ile hevesleri daha da arttı... João Muniz ile yolları ayırma kararı, sportif ve vizyoner açıdan iki tarafı da gözeten bir süreç sonunda alındı. Oyuncuyu kadromuza kattığımızda bonservisine yaklaşık 2 milyon € ödemiştik; bugün geldiğimiz noktada 9.25 milyon €’luk satış bedeli, kulübün doğru planlama ve sabırlı gelişim yaklaşımının somut bir çıktısı oldu. Her ne kadar Muniz’i çoğu zaman rotasyon oyuncusu olarak kullansak da, sahada kaldığı süre boyunca gösterdiği gelişim, oyun bilgisi ve fiziksel seviyesi istikrarlı biçimde yukarı çıktı. Avrupa kulüplerinin dikkatini çekecek noktaya gelmesi, onun bireysel çalışmasının yanı sıra kulüp içinde sağlanan gelişim ortamının da bir göstergesi. Bu aşamada oyuncunun kariyerinin önüne set çekmek yerine, doğru zamanda doğru adımı atmasına izin vermek hem sportif etik hem de kulüp vizyonu açısından daha doğru görüldü. Muniz’in ayrılığı sonrası savunma hattı için doğrudan bir transfer yapmamayı tercih ettik. Bunun temel sebebi, Anass Salah-Eddine’yi stopere devşirerek kadro içi çözüm üretmek. Bu karar aynı zamanda genç yeteneğimiz Yunus Ünal’ın sol bekte ilk tercih haline gelmesiyle de doğrudan bağlantılı. Yunus’un bu roldeki gelişimine alan açarken, Anass’ın savunma hattında çok yönlülük kazanması; sezon boyunca rotasyon ve esneklik açısından teknik ekibe önemli avantaj sağlayacak. Özetle bu ayrılık, kısa vadeli bir kayıp değil; sportif planlama, ekonomik kazanç ve oyuncu kariyerine saygı ekseninde alınmış bir karar. João Muniz’e Bodrumspor'a verdiği katkılar için teşekkür ediyor; kariyerinin yeni adımında kendisine başarılar diliyoruz. 1. Hafta 2. Hafta 3. Hafta 4. Hafta 5. Hafta 6. Hafta 7. Hafta 8. Hafta 9. Hafta 10. Hafta 11. Hafta 12. Hafta 13. Hafta Puan Durumu Sezon Bodrum’da hızlı başladı. İlk haftalardan itibaren sahaya çıkan takım, sadece skor üretmedi; bir mesaj verdi. Göztepe karşısında açılan gol perdesi, Muğlaspor deplasmanındaki farklı galibiyet ve Pendikspor maçındaki kontrollü oyun, bu sezonun sıradan geçmeyeceğinin ilk işaretleriydi. Ardından Ali Sami Yen’de Galatasaray’a karşı oynanan maç… O gece İstanbul’da sadece bir deplasman galibiyeti değil, Bodrum’un özgüveni sahaya yansıdı. Bu galibiyetin hemen ardından Fenerbahçe karşısında gelen 5–0’lık skor ise pastanın üzerindeki çilek oldu. Peş peşe iki büyük rakibe karşı alınan farklı galibiyet; Bodrum FK’nın artık “sürpriz” etiketiyle anılamayacağını herkese gösterdi. Bu süreçte rotasyonlu kadrolarla sahaya çıkılmasına rağmen oyundan kopmayan, kimliğini kaybetmeyen bir takım görüntüsü dikkat çekti. Elbette her hikâye kusursuz ilerlemez. Kocaelispor deplasmanında alınan mağlubiyet ve Beşiktaş karşısında evde kaybedilen maç, sezonun uyarı sinyalleri oldu. Ancak bu iki kayıp, takımın yolunu şaşırtmadı. Başakşehir deplasmanından alınan puan, Trabzonspor karşısında gelen net galibiyet ve ligde ilk 13 hafta sonunda 2. sırada yer almak, Bodrum’un rotasyona rağmen ayakta kaldığını kanıtladı. Kısacası bu ilk 13 hafta; büyük maçları oynayabilen, zor anlarda düşmeyen ve şampiyonluk yarışında kalıcı olabileceğini gösteren bir Bodrum FK portresi çizdik. Sezon Bodrum’da yalnızca hücum gücüyle değil, daha olgun bir savunma kimliğiyle başladı. Geçen sezona kıyasla sahada ne yaptığını bilen, bloklar arası mesafeyi koruyan ve paniğe kapılmayan bir takım görüntüsü dikkat çekiyor. Bu durum, skor üretmenin yanında skoru koruyabilen bir Bodrum FK yarattı. Muğlaspor cephesinde de tablo umut verici. Süper Lig’de ilk sezonlarında 13. sırada yer alarak düşme hattının üzerinde kalmaları, yürütülen projenin ne kadar sağlıklı ilerlediğini gösteriyor. Genç oyuncular için rekabetçi ama güvenli bir ortam sunan bu konum, Muğlaspor’un ligde kalıcı olma hedefi açısından son derece değerli bir aşama. 1. Hafta 2. Hafta 3. Hafta 4. Hafta 5. Hafta Puan Durumu Şampiyonlar Ligi sahnesine çıkıldığında Bodrum FK için soru işaretleri vardı belki ama ilk beş haftanın sonunda cevaplar çok net. Bu takım Avrupa’ya alışmaya gelmedi; Avrupa’yı kendi ritmine alıştırmaya geldi. Norveç’te Bodo/Glimt karşısında başlayan yolculuk, soğuk bir deplasmanda atılan dört golle adeta Bodrum güneşini Kuzey’e taşıdı. Ardından Leipzig deplasmanında gelen 3–1’lik galibiyet, bunun tek maçlık bir heves olmadığını gösterdi. O noktada Bodrum artık sadece sonuç alan değil, oyununu kabul ettiren bir takım haline gelmişti. Mukan Perinçek Stadyumu’nda Real Madrid karşısında oynanan maç ise bu hikâyenin kırılma anlarından biriydi. Avrupa’nın en büyüğüne karşı geri adım atmadan oynanan futbol; 2-0 geriye düşmeye rağmen alınan 2–2’lik skor, Bodrum’un bu masada yeri olduğunu kanıtladı. Ardından Estádio da Luz’da Benfica’ya karşı gelen 2–0’lık galibiyet, deplasman korkusu diye bir kavramın bu takım için geçerli olmadığını bir kez daha gösterdi. Ve Nice karşısında Bodrum’da oynanan maç… Tribünlerin enerjisi, sahadaki özgüvenle birleşti ve ortaya çıkan 5–0’lık skor, bu serinin tesadüf olmadığını ilan etti. Savunmada geçen sezona göre çok daha oturmuş bir yapı, hücumda ise farklı isimlerden gelen skor katkısı, Bodrum’un Avrupa’daki başarısının temel taşları oldu. İlk beş hafta sonunda puan tablosunun zirvesinde Bodrum FK yazıyor. Bu sadece bir sıralama değil; Bodrum’un futbol hikâyesinin artık Avrupa defterine de kalın harflerle işlendiğinin göstergesi. Denizden esen rüzgâr, kaleden yükselen ses ve sahadaki bu özgüven birleştiğinde ortaya çıkan tablo şu: Bodrum FK, Şampiyonlar Ligi’nde sadece hayatta kalan değil, yolunu çizen bir takım...
  23. ofs17, hardworkingo kullanıcısının şuradaki içeriğini yanıtladı: Yarım Kalan Hikayeler
    Sezonu güzel bir noktada bitirmişiz. Konferans Ligi ile sınırlı kalmayıp Avrupadan bir kupa alarak istifa edebilirdik…
  24. Transfer dönemini verimli bir şekilde geçirmişiz. Resmi maçlarda yaptığımız başlangıcı beğendim. Djurgårdens maçını kazanabilsek şahane olurmuş. Bir de transferleri bu şekilde nasıl paylaşıyoruz? Onu merak ettim 😂
  25. ofs17, hardworkingo kullanıcısının şuradaki içeriğini yanıtladı: Yarım Kalan Hikayeler
    Galatasaray'ı içeride yenip Rize'ye içeride yenilmek Süper Lig'deki gidişatımızı özetleyen bir durum olmuş. Saenz satışı sayesinde ekonomik durumumuzu tek bir transferle toparlamışız. Avrupa Ligi'nde de önümüz açık. Şampiyonluğa gidersek Jaroslav'ı taraftara hediye edebiliriz.

Account

Navigasyon

Arama

Arama

Tarayıcı anlık bildirimlerini yönet

Chrome (Android)
  1. Tap the lock icon next to the address bar.
  2. Tap Permissions → Notifications.
  3. Adjust your preference.
Chrome (Desktop)
  1. Click the padlock icon in the address bar.
  2. Select Site settings.
  3. Find Notifications and adjust your preference.